LYK’16 (LİNUX YAZ KAMPI!)

Herkese Merhabaaa 🙂

Bu sene ilk kez Linux yaz kampına katıldım. Yazımda daha önce katılmadığıma çoook pişman olduğum bu harika kamptan ve 15 günlük kamp sürecinden bahsettim. Keyifli okumalar. ^^

                             logo.png

5-20 Ağustos 2016 tarihleri arasında yapılan kamp, 4 yıldır olduğu gibi bu sene de Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde idi. Kampa katılmak için 1-15 Temmuz arasında başvurularımızı yaptık. Kabul maillerimiz geldi ve LYK maceramız başlamış oldu.

Kampta konuları ve içerikleri birbirinden güzel 11 farklı kurs vardı. Ben Ruby on Rails kursunda idim. İlk gün Rails kodlamamız için gerekli toolların ve geliştirme ortamının kurulumu ile geçti. İkinci güne Umurcan Görür hocamızdan temel Ruby eğitimi ile başladık.  Açıkçası daha önce çok fazla Ruby deneyimim yoktu ve kamp ile birlikte Ruby’i çok sevdim. İlerleyen günlerde Rails’e başlamadan önce Tayfun Öziş Erikan hocamızdan Web nasıl çalışır, arka planda hangi istekler yapılır ve Rails uygulamamız web ile nasıl haberleşir konularını ,  Leyla Kapi  hocamızdan Haml ve Sass’ı projelerimizde nasıl kullanabileceğimizi öğrendik ve Kader Sucuk hocamızdan da Git/Github  ile alakalı güzel bir sunum dinledik.

Artık sıra Rails’e gelmişti. Mehmet Beydoğan  , Muhammet Dilmaç , Saygın Burak Sevinç hocalarımızla Rails’e başladık ^^ Yoğun, öğretici ve eğlenceli bir haftanın ardından bir günlük bir aramız oldu. Sınıfça Gölcük’e gittik. Doğası ve manzarası gereği kesinlikle gidip görmeniz gereken bir yer.

IMG_0019

Ruby on Rails Sınıfı Kahvaltıda 

Piknik, trekking, fotoğraf çekimi, bisiklet sürme, çimlere uzanmaca gibi her türlü eğlenceli ve dinlendirici aktivite için uygun bir yer gözlemlediğim kadarıyla. Sonra merkeze inip yoğurtlu gözleme yedik 😀 Bahsetmesem yazı eksik olurdu. Bolu’ya giderseniz yoğurtlu gözlemeyi de deneyin kesin ^^

IMG_0077

RoR Sınıfı ^^ 

Aradan sonraki kısımda Utku Kaynar hocamızda bize katıldı ve Rails eğitimine devam ettik. Kampın son 2 günü çok çok eğlenceli bir şey oldu. Tabi ki uygulama! Öğrendiklerimizi uygulamamız için 3-4 kişilik gruplar halinde yarıştık. Konumuz IMDB’nin kitaplar için olan versiyonunu yapmaktı. Hem eğitici hem de eğlenceli bir yarışma süreci geçirdik ve maalesef 15 günün sonuna geldik. 20 Ağustos cumartesi günü kapanış törenini yaptık, sertifikalarımızı aldık ve kısa bir süreliğine vedalaştık.

us257UaW.jpg

 

Bir öğrenci olarak kampı değerlendirmem gerekirse, hem çok eğlendim hem de gerçek anlamda bir şeyler öğrenmenin mutluluğunu yaşadım. Kampta her şey gönüllülük üzerine ilerliyor bu arada. Eğitmenler bu iş için para almıyorlar, üstelik yıllık izinlerinden feragat edip 15 gün boyunca maximum çabayla bir şeyler öğretme amacındalar. Ha bir de, siz de “Ben de bir şeyler öğretirim abi!” diyorsanız eğitmen olarak başvurabiliyorsunuz.

Emeklerinden ve güzel arkadaşlıklarından ötürü tüm eğitmenlere, organizasyondaki görevli herkese bu yazı aracılığı ile teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız!

Şu linkten Linux yaz kampı ile ile ilgili merak ettiğiniz her şeye ulaşabilirsiniz. LYK’17 de görüşmek üzere o zaman ^^

Reklamlar

WTM İstanbul – Google CSI Lab: Creative Skills For Innovation

Merhaba arkadaşlar 🙂

27 Aralık 2015 Cumartesi günü Women Techmakers İstanbul tarafından organize edilen Google CSI Lab’a katıldım.

9427226_orig.jpg

Yazıyı yazmaya ancak fırsat bulabildim. Geç olsun güç olmasın dedim ve deneyimlerimi sizinle paylaşmak istedim 🙂 Keyifli okumalar.

Etkinlik Google Türkiye Ofisi’nde yapıldı. Kontenjan 20 kişiydi.

20151227_113804

Etkinliği yaptığımız yer ana ofis değildi. Biz 5. katta, konferans salonu tadında bir yerdeydik ama güzelliğe bakar mısınız? (Sanırım aşık oldum 😀 kalpler kalpler kalpler)

Geçelim etkinliğe. Öncelikle Google CSI Lab nedir bundan bahsedelim.

Etkinlik sayfasında şöyle bir tanım var : “Bir soruna ya da ihtiyaca kullanıcı odaklı bakış açısıyla bakarak inovatif fikirler geliştirme ve prototip haline getirme sürecini deneyimleten bir workshop ve aslında bir ‘yapılandırılmış düşünce methodu’ (Structured thinking methodology).”

Bizde aynen böyle yaptık. Belirli bir ihtiyaç üzerinden yola çıkarak, eğitici ve eğlenceli bir süreç içerisinde beyin fırtınası yaptık ve ortaya çıkan fikirleri prototipledik.

Konumuz ‘Türkiye’de teknoloji sektöründe daha fazla kadın görebilmek için neler yapılabilir?’ idi.

Etkinlik Sevnur Malik’in sunumu ile başladı. Kendisi bu etkinlikte bizlere moderatör olarak eşlik etti 🙂

Devamında Google Developers Regional Lead Barış Yesugey Google’ın Women Techmakers programı ve bu program kapsamında yapılan faaliyetlerden bahsetti. Motive edici bir sunum olduğunu söyleyebilirim.

CXOkh5MWsAEzwsF

Barış Bey’in sunumundan sonra ortamı ısıtacak eğlenceli bir oyun oynadık.

Her katılımcıya bir etiket verildi. Etiketlerde yerli/yabancı oyuncular, şarkıcılar hatta çizgi karakterlerin isimleri yazılıydı. Herkesin alnına birer etkiket yapıştırıldı. Etiket sahibi kişi etikette ne yazdığını bilmiyordu. Yapmamız gereken şey karşımızdaki kişiye sorular sorarak etiketteki kişiyi bulmaktı. Yanıtlayan kişi sadece evet veya hayır ile cevap verebiliyordu. Ben Gupse Özay’dım 🙂

Aşağıda takım arkadaşım Kaan Kırlı’nın hararetli bir kimlik bulma çabasını izliyorsunuz 🙂

20151227_132429

Bu eğlenceli aktiviteden sonra işe koyulma zamanı dedik ve workshopımıza başladık.

Sevnur Hanım’ın yönlendirmesi ile önce gruplara ayrıldık. Gruplar genel olarak 4’er kişilikti. Grup arkadaşlarım Merve Güngör, Okan Aydın ve Kaan Kırlı’ya da buradan selam olsun 🙂 İlk adım olarak grup içerisinde 5’er dakikalık soru cevaplar ile birbirimizin profillerini çıkardık. Kadınları teknoloji sektöründe daha fazla görmek için neler yapılabilir sorusuna çeşitli yaklaşımlarda bulunduk.

Sonra gelsin beyin fırtınaları! Bir sürü fikir ürettik. Hem bizim hem de diğer ekiplerin masaları fikirlerle doldu taştı. Her yer kafalarımızdan çıkan düşünce balonlarıyla doldu. 🙂

20151227_135522.jpg

Fikirlerimiz bazı aşamalardan geçti. Eledik, hangisi önemli hangisi kolay yapılabilir bu gibi faktörleri göz önünde bulundurarak prototipleme sürecine geçtik.

Sonra sıra sunum aşamasına geldi. 5 fikir çıktı. Fikirleri sunduktan sonra kendi aramızda oyladık. 1. IRONA oldu. Kız çocukları için tasarlanmış bir akıllı ev. Amacı klasik Barbie oyuncakları ve evlerinin yerine kız çocuklarının bu evle oynayarak teknolojiyle küçüklükten haşır neşir olmaları. Keşke küçükken benimde olsaydı 🙂

Bizim fikrimiz 2. oldu. Düşündük , düşündük ve dedik ki : Kadınlar teknolojiden korkmasın, önyargılar kırılsın. Önlerinde birer idol olsun. Bu idolden beslenip motive olsunlar. Yazılım neden yapılır, nasıl yapılır bilsinler ve kendilerini rahat hissedecekleri bir hackathon olsun.

20151227_155657.jpg

Bunun için önce kadın yazılımcıları bir araya getirecek bir etkinlik organize edilsin dedik. Etkinliğe yazılıma ilgisi olan veya olmayan herkes davet edilsin. Amaç önyargı yıkmak. Kadın yazılımcılar yaşadıkları zorlukları, bunları nasıl aştıklarını, yazılımla uğraşmanın nasıl bir şey olduğunu anlatsınlar dedik.

Bu birinci aşama idi. Bu aşamanın amacı korkuları yok etmek ve ilgi uyandırmak.

İkinci aşama workshoplar evresi. İlgisi çekilen kitle için workshoplar organize edelim ve basitten zora doğru kadınlara yazılımı anlatalım, sevdirelim dedik.

Bu süre zarfında sürekli mentorleriyle iletişim halinde olabilsinler ve şevkleri hiç kırılmasın diye istedikleri zaman bizlere ulaşabilsinler dedik.

Son olarak artık yazılım nedir , teknoloji korkulacak bir şey midir? sorularına yanıt bulan ve workshoplarla yazılım dünyasına adım atmış kadınlar için bir hackathon düzenleyelim.Tamamen onlara özel bir hackathon. Konforuyla, saatleriyle , mekanıyla içlerindeki yazılım aşkı perçinlenir dedik.

Ağaşıda Google’ın muhteşem ikramlarından 3 saat içinde bir sürü kilo alıp, fikrini anlatmak üzere sunum yapan beni görüyorsunuz. Normalde tabii ki 45 kiloyum 😀 (Şaka bir yana Google’ın ikramları bir harikaydı. Google yine beni kendine aşık etti. Bunu da belirtmeden geçmek istemiyorum. )

20151227_155742.jpg

Sunumlar yapıldı. Oylamalar yapıldı. Etkinlikten sonra biraz da ayaküstü sohbet yaptık.

Gelelim değerlendirmeye

Bir fikrin üretilip , prototipleme süreci hakkında bir sürü şey öğrendim diyebilirim. Ekip halinde çalışmak ve WTM ekibi ile tanışmak da bana ayrı keyif verdi. WTMİstanbul’a bu güzel organizasyon için teşekkür ediyorum. Umarım başka etkinliklerde tekrar bir araya geliriz. 🙂

Şimdilik benden bu kadar. Başka bir yazıda görüşmek üzere! 🙂

20151227_161127.jpg

 

 

CouchDB , Futon ve Curl İle CRUD İşlemleri

Herkese Merhaba 🙂 Bu yazımda basitçe “CouchDB nedir? , Futon nedir, nasıl kullanılır? , Terminalden curl ile Couchdb üzerinde CRUD işlemleri nasıl  yapılır?” konularını inceleyeceğiz.

Couchdb NoSQL tabanlı, verileri JSON formatında tutan , MapReduce indeksleri için JavaScript ve kendi API’si için HTTP kullanan, Erlang ile yazılmış open source bir veritabanı sistemidir. 

couchdb_logo.png

Öncelikle “NoSQL nedir, nasıl bir yapısı vardır?” hakkında şu yazımı okuyarak bilgilenebilirsiniz. 🙂 

Map Reduce kavramına değinelim. Big Data severlerin hakim olduğu bu kavram, dağıtık mimariler üzerindeki çok büyük verilerin kolay bir şekilde analiz edilmesini sağlayan bir kütüphaneyi simgeler. Google tarafından geliştirilmiştir. Map ve Reduce fonksiyonları ile işlem yapılır.

Map tarafında ana düğüme gelen veriyi küçük parçalara ayrılır ve işçi düğümlere gönderilir. İşçi düğümler belirlenen işleri gerçekleştirdikten sonra sonuçları ana düğüme döner. Reduce tarafında ise tamamlanan işler belirli bir mantığa göre birleştirilir. Kısaca map tarafında analiz edilmesi gereken veriler seçilir, reduce tarafında analiz işlemi yapılır diyebiliriz.

Gelelim asıl konumuza : Couchdb’yi nasıl kullanacağız?

Couchdb kurulumu için şuraya tıklamanız gerekiyor. Uygun işletim sistemi ve versiyonunu seçip kurduysanız artık couchdb ile işlem yapmaya hazırsınız. Official sitesinde nasıl kurulum yapacağınız da anlatılıyor.

Ben Ubuntu 15.04 kullanıyorum, işlemleri Ubuntu üzerinden anlatacağım. Couchdb 1.6.1’i kurdum. İlk başta kurulum aşamasında fazlaca problem yaşadım. Hata çöze çöze kurulum yaptım diyebilirim. 🙂 

Root olarak işlem yapıyoruz bu yüzden komutu sudo ile verdim. Couchdb’yi başlattık : 

Screenshot from 2015-12-07 16:39:05

İkinci bir terminal penceresi açalım. Buradan işlemlerimizi yapacağız. Ama önce size Futon’u anlatmalıyım.

Futon için Couchdb’nin arayüzü desek yanlış olmaz. Ulaşmak için url çubuğuna http://127.0.0.1:5984/_utils/ yazıyoruz. Kurulum esnasında localhostu ve 5984 numaralı portu ayarlamıştık. Futona bir göz atalım. 

Screenshot from 2015-12-07 16:52:57

Karşımıza böyle bir pencere geliyor. Kullanımı son derece basit. Sol üstte bulunan create database ‘e tıklayarak yeni bir database oluşturabiliriz. Tıklayalım madem 🙂 Veritabanımıza bir isim verdikten sonra yine sol üst köşede bulunan new document kısmından ilk dökümanımızı ekleyelim. Şimdi bu dökümana field eklememiz gerekli. add field kısmından field eklemeye başlıyoruz. Id için random bir değer geliyor. Bildiğiniz gibi NoSQL’de id ile işimiz yok bu yüzden gelen değere okey demenin bence bir sakıncası yok 🙂 Ekledikten sonra sağ tarafda bulunan source kısmına tıkladığınızda verinin JSON formatında tutulmuş olduğunu göreceksiniz. 

Screenshot from 2015-12-07 17:07:47

 

Save document dediğimiz an artık veritabanımıza ekleme işlemi yapmış olduk. Source kısmında da fields kısmında da verilerin üzerine çift tıklama yaparak düzenleme yapabiliriz. Ekleme, silme ve güncelleme işlemleri bu arayüz sayesinde basit ve açık bir şekilde yapmayı öğrendik. 

Gelelim curl ile yani terminal üzerinden bu işlemleri gerçekleştirmeye. Temel olarak curl ile kullanacağımız 4 method var : 

-GET/POST

-PUT

-DELETE

GET methodu ile verileri görüntüleyebiliyor, PUT ile ekleme yapıyor ve DELETE ile silme işlemini gerçekleştiriyoruz. 

Screenshot from 2015-12-07 17:19:04.png

curl -X GET http://127.0.0.1:5984/_all_dbs komutu ile kayıtlı tüm veritabanlarını görüntüleyebiliyoruz. İlk açtığımız terminal penceresinde de işlemlerimiz anlık olarak listeleniyor.

curl http://127.0.0.1:5984/ komutu ile couchdb versionu ile birlikte bizlere merhaba diyor.

curl -X PUT http://127.0.0.1:5984/database_name komutu ile yeni bir veritabanı oluşturuyoruz.

 

curl -X DELETE http://127.0.0.1:5984/database_name komutu ile veritabanımızı siliyoruz.

Elimizdeki bir json dosyasını da curl ile veritabanımıza ekleyebiliriz. Öncelikle bir adet json dosyası oluşturalım, adı newfile.json olsun ve verilerimizi json formatında kaydedelim.

Terminalden dosyanın bulunduğu dizine girerek şu komutu kullanıyoruz : 

http://127.0.0.1:5984/database_name/ -d @newfile.json -H “Content-Type: application/json”

Futon’dan sayfayı yenilediğinizde yeni dökümanın veritabanınıza eklenmiş olduğunu göreceksiniz. 🙂

Şimdilik Couchdb’den ve benden bu kadar. Mutlu günler 🙂 

 

 

 

NoSQL Nedir?

Merhaba arkadaşlar. Bu yazımda birlikte , günümüzde fazlaca popüler olan, ilişkisel veritabanlarına alternatif olarak ortaya çıkan NoSQL yapısını basitçe inceleyeceğiz.  🙂 

                            nosql-nedir

NoSQL denildiğinde aklımıza ilk olarak “SQL değil” anlamı gelse de NoSQL için NOT ONLY SQL yani “Sadece SQL Değil” kavramı da kullanılmaktadır.

Yazının başında ilişkisel veritabanlarına alternatif olarak ortaya çıkan tabirini kullandım. İlişkisel veritabanlarında kullanılan SQL sorguları NoSQL’de yoktur. Veriler JSON ya da XML formatında tutulur. 

“Neden kullanıyorlar ki bunu? Amaç nedir abi?” sorusu için şöyle bir açıklama getirebilirim. Günümüzde internetin yaygınlaşması ve hızlanması sebebi ile sistemler sürekli büyüyen bir veri yumağına dönüşüyor. Sistemlerin büyümesi ile veritabanları da karmaşıklaşıyor ve karmaşık veritabanlarında sürekli değişiklik yapmak zorlaşıyor.

Tabloları ve sütunları ekleyip, son olarak ilişkileri düzenlediğimiz, fazla sayıda veri barındıran bir veritabanı düşünelim. Bir süre sonra tabloya yeni bir sütun eklememiz ya da önceden planlayamadığımız bir değişiklik yapmamız gerektiğinde , tabloyu ve ilişkileri yeniden tasarlamamız, belki veritabanı tasarımını baştan yapmamız gerekebilir. Bahsedilen değişiklikleri büyük bir sistem üzerinde uygulamak verimsiz/maliyetli sonuçlar doğurabilir.

NoSQL de sonradan değişiklik yapmak ilişkisel veritabanlarında olduğu kadar verimsizlik yaratmaz. Çünkü tablo veya sütun kavramlarının olmadığı NoSQL de tek yapmanız gereken eklemek istediğiniz veriyi JSON ya da XML formatında eklemektir. 

İlişkisel veritabanları transaction alt yapısıyla çalışır. Yani veri bütünlüğünü sağlamak için çeşitli prensiplere dayanarak işlem yapılır. NoSQL’de transaction kavramı yoktur. Fire and Forget adı verilen bir prensiple çalışan bu sistemde amaç hız ve performansı maximize etmektir. Yani %100 veri bütünlüğü sağlamaz. Bankacılık gibi hassas , verinin aynı anda her yerde güncellenmesi gereken sistemlerde NoSQL tercih edilmemektedir. 

Günümüzde Google Big Table , Amazon ise DynamoDB adını verdiği NoSQL veritabanı sistemi ile verilerini saklamaktadır. NoSQL genel olarak çoğu sistemin belli kısımlarında, parça parça kullanılmaktadır. 

NoSQL kendi içinde şu şekilde gruplandırılmıştır :

1) Wide-column stores

2)Document databases

3)Key-value stores

4)Graph stores

Şimdilik NoSQL hakkında bildiklerim bu kadar. Öneri ve düzeltmeler için yorum yapabilirsiniz. Bir daha ki yazıda görüşmek üzere. Mutlu günler 🙂 

Bye-smiley

 

Yazılım Mühendisliği Adaylarına

Bir Yazılımcı Olarak Yaşamak

Bu mesleği seçerseniz, ne iş yaptığınızı anlatmakta biraz zorlanabilirsiniz. Umarım kendiniz anlamakta zorlanmazsınız. Bilgisayarda yazı yazmaktan, bilgisayar sistemlerini çökertmeye varan geniş bir yelpazede işler yapan esrarengiz biri olduğunuz düşünülür çoğu zaman. Bir de mutlaka format atabilmelisiniz, bakın bu önemli, yoksa, ” Ne biçim mühendissin sen” olursunuz.

Yazılım mühendisliği, diğer mühendislik dalları gibi sınırları, kuralları kesin belirlenmiş bir meslek değil. “Yazılım sanat mıdır, mühendislik midir” tartışması yazılım mühendisliği alanındaki gelişmeler sayesinde “mühendisliktir” yönüne doğru kaydı. Ancak yine de uzun süreli insan emeği gerektiren bir iş olarak yazılım üretme süreci, analitik olduğu kadar sanatsal bir yönünüz olmasını da gerektiriyor. Ürününüz, elle tutulur bir şey değil. Ürününüz, yaptığı işle değer kazanıyor.

Yazılımın hangi alanında çalışacağınız da önemli; tıbbi yazılımlar mı, ticari otomasyonlar mı, elektronik cihazlarla haberleşen yazılımlar mı, savunma sanayii işleri mi…Bu alt alana göre, işin mekaniklik derecesi de değişiyor. Bir el cihazını da programlayabilirsiniz, bir uçak için simülasyon programı da yazabilirsiniz, yazılımları…

View original post 496 kelime daha

Android 5.0 Lollipop

Merhabalar Arkadaşlar. Sizlere son günlerde merakla beklediğim ve nihayet tanıtılan Android 5.0 Lollipop ‘tan bahsedeceğim.

Eminim Android sürümlerinin çikolatalı, şekerli isimleri benim kadar sizinde hoşunuza gidiyordur 🙂 Cupcake, Donut, Honeycomb, Ice Cream Sandwich, Jelly Bean, Kit Kat 🙂 Ve nihayet Lollipop!

Android-lollipop

Google’ın haziranda duyurusunu yaptığı hepimizin Android  L olarak beklediği  , Android 5.0 Lollipop olarak resmiyet kazanan yeni android sürümü nihayet bizlerle! Lollipop Nexus 6 ve Nexus 9 ile birlikte tanıtıldı.

Yeni sürümde neler ön plana çıkıyor?

Materyal Dizayn

Tasarım ile alakalı “metarial design” adlı tasarım dili gözümüze çarpıyor.  Tasarımın daha sade ve daha renkli olmasına önem verilen materyal tasarımda animasyonlar dahil tüm görseller çok daha doğal bir şekilde bizleri karşılıyor. Uygulamalar daha canlı ve daha gerçekçi olarak bizlerle buluşuyor. Bu modern tasarım genelin beğenisini toplamışa benziyor.

Materyal Dizayn ilginizi çekti ise şu videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum :

Gelişmiş Bildirim Sistemi

Bir diğer öne çıkan özellik ise “bildirimler” ile ilgili. Artık bildirimlere kilit ekranından ulaşmak mümkün.  Tek bir parmak hareketi ile bildirimleri okuyabilir veya silebilirsiniz. Önceliğe göre istediğiniz uygulamadan gelecek bildirimlerin ekranda yer almasını sağlayabilirsiniz. Kilidi açmadan mesajlara cevap vermek de bu yeni sürüm ile mümkün.

Saat Uygulaması

Yeni sürümde gözümüze bir başka yenilik olarak yerleşik saat uygulaması çarpıyor. Artık Android 5.0 Lollipop içeren tüm cihazlarda bulunan görseller günün farklı saatlerine göre gri, mavi ve mor olmak üzere farklı renkler alacak.

Artan Pil Kullanım Süresi

Project Volta ile artık pil kullanım süresi daha uzun.  Project Volta da bulunan API arka plandaki gereksiz programları tespit ediyor ve kapatıyor böylece günlük hayatta büyük bir problem olan pil kullanım süresi sıkıntısından bir süreliğine de olsa kurtulmanızı sağlıyor. Aldığım duyumlara 90 – 12 dakika arası fazladan bir süreden bahsediliyor.

Android 5.0 Lollipop ile gelen özelliklerden biri de Bluetooth 4.1 desteği.  Ayrıca bu sürümde yeni yazılım alt yapısı ART sayesinde oyunlarda daha yüksek performans sizleri bekliyor.

Yeni Android sürümü ile telefonun yanında tablet, akıllı saat gibi cihazlar da kullanılabilecek. Böylece akıllı cihazlarınızdan hiç ayrılmayacaksınız.

Okuduğunuz için teşekkürler. Bir başka yazımızda görüşmek üzere. Esenlikle kalın 🙂

Android-5.0-Lollipop

Yazılım Yaşam Döngüsü Temel Aşamaları (Software Development Life Cycle Core Processes)

Doç. Dr. Deniz KILINÇ Blog Sitesi

Yazılımın ürününün hem üretim hem de müşterideki kullanım süreci boyunca geçirdiği tüm aşamalar yazılım geliştirme yaşam döngüsü (“software development life cycle”, “SDLC”) olarak adlandırılır. Yazılım geliştirme süreci, zamanlamaya dayalı ve içerik olarak bölünmüş aşamalardan oluşmaktadır. Bu sayede yazılım planlı bir şekilde geliştirilmektedir. Yazılım işlevleri ile ilgili gereksinimler sürekli olarak değiştiği ve genişlediği için, söz konusu aşamalar sürekli bir döngü biçiminde ele alınır. Döngü içerisinde her hangi bir aşamada geriye dönmek ve tekrar ilerlemek söz konusudur. Temel yazılım geliştirme aşamaları aşağıdaki gibidir:

View original post 715 kelime daha